Borderline kişilik bozukluğu

10.12.2015 08:35:08 tarihinde eklendi, 14696 kez okundu
1 saat içerisinde çok mutluyken kederli, çok kederliyken birden çok sevinçli oluyorsanız dikkat! Borderline kişilik bozukluğu ya da bir diğer adıyla sınırda kişilik bozukluğu ile karşı karşıya olabilirsiniz

Borderline kişilik bozukluğu

1 saat içerisinde çok mutluyken kederli, çok kederliyken birden çok sevinçli oluyorsanız dikkat! Borderline kişilik bozukluğu ya da bir diğer adıyla sınırda kişilik bozukluğu ile karşı karşıya olabilirsiniz…

1 saat içerisinde çok mutluyken kederli, çok kederliyken birden çok sevinçli oluyorsanız dikkat! Borderline kişilik bozukluğu ya da bir diğer adıyla sınırda kişilik bozukluğu ile karşı karşıya olabilirsiniz…

Borderline kişilik bozukluğu olan insanların en temel özellikleri değişkenlikleri ve duygusal kararsızlıklarıdır. Bir tercih yapmakta zorlanma biçiminde değil, duygularının kararlı olmaması anlamındaki kararsızlıktan bahsediyoruz. Bu kişilerin duyguları çabuk değişir dolayısıyla gün içerisinde çok değişken ruh halleri ve davranışlar sergileyebilirler. Çok mutluyken aniden çok kederli ya da tam tersine çok kederliyken birden çok sevinçli olabilirler. Bu değişkenlik nedeniyle insanlar borderline kişilik bozukluğunu bipolar (iki uçlu duygudurum bozukluğu) ile karıştırabilirler. Ancak iki uçlu duygudurum bozukluğunda değişimler bu kadar hızlı ve dışsal faktörlere bağlı olmaz…

İNSAN İLİŞKİLERİNDE DALGALANMALAR SÖZ KONUSU

Borderlinelardaki duygusal değişikliğin gün içerisinde olduğunu vurgulayan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin, borderline kişilik bozukluğunun kadınlarda 3 kat daha fazla görüldüğünü ve bu kişilerin insan ilişkilerinin dalgalanma göstermeye çok eğilimli olduğunu söylüyor.

Kendi hayatlarını da yakınlarının hayatlarını da zaman zaman adeta işkenceye çeviren bu kişilerin hastalığını Prof. Dr. Şahin ile detaylarıyla konuştuk. İşte borderline ve etkileri…

Borderlinelardaki duygu değişikliği dışsal faktörlere bağlıdır. Kendiliğinden ve durduk yere olmaz. Ancak hastalar genellikle duygusal değişime neden olan olayı anımsamaz ya da duygularındaki değişimle, meydana gelmiş olay arasında bağ kurmadıklarından kendilerine nedensiz oluyormuş gibi gelebilir. ‘Ne oldu da bu kadar kederliyim ya da ne oldu da bu kadar sevinçliyim’ diye çok iyi ayırt edemeyebilirler.
Küçük bir ihmal algısı, mesela birisiyle konuşurken karşısındaki kişinin yüzüne bakmaması, bir anda hastanın çok kötü hissetmesine neden olabilir. ‘Beni dinlemiyor’ diye düşünmesi, tüm keyfini kaçırabilir. Ya da birinin candan bir selam vermesi aniden keyfini getirip mutlu edebilir. Duyguların çabuk değişmesi borderline kişilik örgütlenmesi gösteren kişilerde çok sık görülen bir şey olsa da ne tüm borderlinelar böyledir ne de duyguları çabuk değişen herkes borderlinedır.

İNSANLARA ÇOK ÇABUK ISINIRLAR AMA…

Nasıl biri olduğunuza, nasıl yaşamak istediğinize dair düşünceleriniz kolay değişiyor mu?

Borderline kişilik örgütlenmesi gösteren kişilerin duygularının çabuk değişmesi yanında nasıl bir insan olduklarına dair düşünceleri de çabuk değişir. Mesela diyelim kendisini ‘çalışkan, öğrenmeye meraklı, dışa dönük’ olarak algılayıp bu şekilde nitelerken; yarım saat sonra aynı konularda tam tersini hissedebilir.  Bazen kendilerine çok güvenir, kendilerini zeki ve başarılı biri gibi algılarken, bazen de güvenlerini tamamen yitirebilir ve kendilerini tam bir geri zekalı gibi algılayabilirler. 

Sadece kendilerinin nasıl biri olduklarına dair düşünceleri değil, başka insanlara karşı algıları da çabuk değişir. İnsanlara çok çabuk ısınırlar, onları yüceltirler ve tanışır tanışmaz çok fazla değer atfedebilirler. Kendileriyle uyumlu birkaç şey yakaladıklarında, sanki ruh ikizini bulmuş gibi hissedip, büyük bir yakınlık duyabilirler ve çok çabuk yakın arkadaş ya da sevgili olabilirler. Ancak aynı şekilde bu kadar değer verip yakın hissettiği kişilerden gene küçük bir memnuniyetsizlikten dolayı tamamen soğuyabilir hatta nefret edebilirler. Bir kaç gün önce çok sevdiğini söylediği birinden çok çabuk nefret edecek hale gelebilirler.

“ÖFKEYLE ZARAR VERİCİ DAVRANIŞLAR GÖSTEREBİLİRLER”

Borderline kişilik bozukluğu, çok büyük bir problem mi?

İstikrarsız davranışlar kişinin kendi ruhsal huzuru açısından çok hoş bir şey değil… İnsan ilişkileri açısından da oldukça dalgalı, fırtınalı bir hayatları oluyor. Aynı şekilde bir mesleği ya da işi sürdürmelerinde zorluk yaşamalarına neden olabilir. Hobileri, alışkanlıkları, arkadaş çevreleri kolay değişir. Öte yandan içsel olarak huzursuzluk, can sıkıntısı ve boşluk duygusu yaşarlar. Ani öfkeye kapılıp kendilerine ve başkalarına zarar verici davranışlar gösterebilirler. Bir bütün olarak baktığınızda hem kişinin kendisi hem de yakınları açısından oldukça zor bir durum ama ciddi, ağır bir hastalık olduğu söylenemez.

YERYÜZÜNDEKİ HİÇBİR ŞEY NEDENSİZ OLMAZ…

Her şeyin bir sebebi olduğu gibi borderline kişilik bozukluğunun da sebepleri vardır. Borderline kişilik bozukluğu olan insanların genetik olarak biraz daha öfkeli olabilecekleri üzerinde duruluyor. Ama bir insanın doğuştan biraz daha fazla öfkesinin olması, borderline kişilik bozukluğunu zorunlu kılmaz. Çevrenin, özellikle anne ve baba ile ilişkiler kişilik gelişimi üzerinde en çok etkisi olan etkenlerdir. Çocuğun ruhsal gelişimi açısından en belirleyici etken, duygusal olarak dengeli, huzurlu ve mutlu bir anne ile düzenli bir ilişkinin kurulup kurulamamasıdır.  Duygusal olarak dengeli olmayan yani bebeğe bir çok iyi bir çok kötü davranan bir anne borderline bir çocuğun yetişmesine neden olabilir.

Öte yandan çocuğa bakan kişilerin sürekli değişmesi ve her birinin çok farklı tutumlar sergilemeleri de bir etken olabilir. Haftanın bir günü anneanne çocuğu çok şımartırken ertesi günü hala disiplinli davranmaya çalışıyor başka gün gittiği teyze ise ilgisiz davranıyor olabilir. Bebek nasıl biri olduğuna dair verileri bütünlüklü bir hale getirmekte zorlanacaktır.   

Bakıcıların ruhsal dengesizliği ya da sürekli değişmesi dolayısıyla borderline kişilik bozukluğu olan kişi hem kendisinin nasıl birisi olduğuna dair algıyı bütünleştiremiyor hem de karşısındaki insanların nasıl olduğuna dair net bir algı oluşturamıyorlar.  Bu konuda ayrılıkların çok önemli bir rolü var. Nesne sabitliğinin olmaması, terkler, ayrılıklar, anne ve baba kayıpları da çocuğun bütünlüklü bir benlik algısı geliştirememiş olmasındaki diğer çok önemli faktörlerdir…

İlginç olan şu ki; üç yaşına kadar herkes borderline oluyor. Başlangıçta hepimizin nesnelerle ilgili algısı ya iyi ya da kötü oluyor. Bunları yavaş yavaş birleştiriyoruz. Hem kendimizi hem de çevremizdekileri ortalama olarak gördüğümüzde, ne başkalarından beklentilerimiz çok büyük oluyor ne de kendimizle ilgili büyük hayal kırıklıklarımız oluyor. Dolayısıyla daha stabil ve dengeli bir duygu durumuna kavuşuyoruz.

İNTİHARA EĞİLİMLERİ DAHA FAZLA

Borderlinelar, iyiyi algılarken kötüyü algılamıyor; kötüyü algılarken ise iyiyi algılayamıyorlar.  Bir insan iyi ile kötüyü birlikte değerlendirebildiğinde, hem kendisindeki hem de başkalarındaki iyi ve kötü yanları bütünlüklü olarak algıladıklarında hem kendisiyle hem de başkalarıyla ilgili algıları daha kararlı ve sabit olur. Borderlinelar kendilerini ya çok iyi ya çok kötü olarak algıladıklarından, kendilerini kötü olarak algıladıklarında değersizlik duyguları da çok güçlü olur. Böylesi zamanlarda kendilerini beş para etmez, bir işe yaramaz, aptal, yeteneksiz ve kötü biri olarak algılarlar dolayısıyla hayatlarına son vermek isteyebilirler.  Öte yandan birisi kendisine istediği gibi davranmadığında, birine çok kırıldığında onu böyle yaptığı için pişman etmek amacıyla da intihar girişiminde bulunabilirler. Borderlineların intihar girişimlerinin çoğu kızgınlık duydukları birilerini cezalandırmaya ya da pişman etmeye yöneliktir. Ancak ölümle sonuçlanan intihar oranı da oldukça yüksektir.

Biz, İstanbul Tıp Fakültesi,  Sosyal Psikiyatri Servisi olarak kişilik bozuklukları  ile ilgileniriz. Bizim hastalarımızın çoğu kişilik bozukluğu vakaları ve özellikle borderline kişilik bozukluğu olanlardır. Bir çok kurumdan  takibinde zorluk yaşanan vakaları bize yollarlar.  Bize gelene kadar ortalama 6-7 kez intihar girişiminde bulunmuş oluyorlar. 

ESMERLİK YA DA SARIŞINLIK GİBİ…

Borderlineların canları çok çabuk sıkılır, kronik can sıkıntısı, memnuniyetsizlik, mutsuzluk, sıkılma, tatmin olamama, hiçbir şey istediğim gibi olmuyor duygusu hakimdir. Bu kişiler mutluyken bile ‘hiçbir şey istediğim gibi olmuyor’ duygusu içten içe devam eder ve kendilerini hiçbir zaman o ana odaklayamazlar. Karşı taraf ile muhabbet ediyor olsalar bile kafası hep kendileriyle meşguldür.

Kişilik bozukluğundan bahsedebilmek için o kişinin 18 yaşını geçmiş olması gerekir. Eğer o kişiye doğru tanı koyduysanız, tedavi olmadığı sürece bu sorun devam eder. Kişilik bozukluğu ortaya çıktığı zaman, tedavi edilmezse ölene kadar devam eder. Bu aynen esmer ya da sarışın olmak gibi bir şey… Sadece zamanla biraz yatışabilir.

İLİŞKİSİNİ BİTİREN ÜSTÜNDEN YÜK KALKMIŞ GİBİ HİSSEDİYOR

Bu insanlar ikili ilişkilerde nasıl?

İnsan ilişkilerinde en önemli özellikleri, başka insanları kendilerine karşı iyi olmaya aşırı zorlamalarıdır. Herkesin ona iyi davranmasını isterler. Özellikle yakın ilişkilerde karşı taraf bir hata yaparsa,  suçlu ve yetersiz hissettirmeye çalışırlar. Borderlinelar, başka insanları kendi arzularına göre davranmaya zorlamaları konusunda oldukça yeteneklidir. Acı çektiklerini göstererek, karşı tarafı suçlu hissettirerek, bazen intiharla tehdit ederek, karşı  tarafın istedikleri gibi davranmasını sağlarlar.

Borderlinelar ile sevgili veya arkadaş olanlar, ilişkilerini karşı taraf bile bitirdiğinde omuzlarından yük kalkmış gibi hissederler.

YALANCI SOSYALLİK

Bu kişilerin yalnız kalmaya tahammülleri yoktur. İnsanlarla sürekli etkileşim içinde olmak isterler. Onu sürekli onaylayan ve destekleyen insanlarla birlikte olmak isterler. İnsanları ararlar, konuşurlar ama bu insanların kim olduğu genellikle önemli değildir. Borderlineların insan seçmesi, kişilerin kendisini onaylayıp onaylamamasıyla ilgilidir. Karşısındaki kişinin yolsuzluk veya hırsızlık yapması hiç önemli değildir. Kendisine değer veriyor ve seviyorsa nasıl biri olduğunun fazla önemi yoktur. Ona iyi davranan herkes çok iyidir, kötü davranan herkes ise kötüdür.

CİNSELLİĞİ ARAÇ OLARAK KULLANABİLİRLER

Bu kişilerin cinsel açıdan sınırsız fantezileri ve cinsel yaşamları olduğuna dair söylemler oluyor ancak bu doğru değildir. Borderlinelarda cinsel ketlenme ve her türlü cinsel eylemden uzun yıllar uzak durma sık görülen bir durumdur. Bir çoğunun travmaları olduğundan cinsellikten çok haz almaz ve cinselliği rahat yaşayamazlar. Aslında daha çok yakınlık ve sevgiye ihtiyaç duyarlar. Bazen bazı borderlinelar, yakınlık ve sevgi alabilmek için cinselliği bir araç gibi kullanabilirler ve rastgele cinsel yakınlık kurabilirler. Ancak borderlinelar genel olarak cinsel yaşamda sıkıntıları olan ve çok keyifli bir cinsel yaşamı olmayan kişilerdir.

KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Borderline kişilik bozukluğu, kadınlarda yüzde 3, erkeklerde yüzde 1 oranında görülür. Kişilik bozukluğu servisine başvuran kişilerin ise yüzde 90’ı borderline kişilik bozukluğu olan kişilerdir.  Çünkü borderline kişilik bozukluğu,  diğer kişilik bozukluklarına göre kişide daha çok sıkıntı uyandıran bir sorun.

Tedaviye değinir misiniz?

Literatüre göre borderline kişilerin tedavisinden iyi sonuç alınmadığı söyleniyor. Ama Prof. Dr. Doğan Şahin, kendi deneyimlerinde uzun süreli terapiyle (4-6 sene) çok iyi sonuçlar elde edildiğini söylüyor.

Borderline kişilik bozukluğuna gerek psikanalitik ve dinamik terapiler gerekse de diğer uzun süreli terapilerle oldukça iyi sonuçlar almak mümkündür. Terapi yanında ilaç tedavisi de gerekebilir. Borderline kişilik bozukluğunun tedavisini esas olarak ilaç oluşturmuyor. Ama duygusal dengesizliği azaltmak için duygu durum düzenleyici kullanılabiliyor. Terapi bitene kadar duygu durum dengeleyiciler kullanılabiliyor. Bunlar sayesinde gün içerisindeki dalgalanmaları azaltmak mümkün. Bir de bazen hezeyanlar yaşanabiliyor o dönem de kısa süreli ve düşük dozlarda antipsikotik kullanılıyor.

Borderline kişilik bozukluğu olan kişiler bazen terapistlerine de  öfkelenip terapiyi yarıda bırakabilirler. Terapiye başlamadan önce bu kişileri uyardıklarını vurgulayan Prof. Dr. Şahin, terapi alacak kimselere, “Zaman zaman bize karşı da çok öfkelenebilirsiniz. Ama terapiyi bırakmak yerine duygularınızı bizimle paylaşırsanız, beraberce sorunu çözmeye çalışırız ” şeklinde uyarılarda bulunduklarını ifade ediyor.
Tedavi olmayan borderlinelarda 40’lı 50’li yaşlardan sonra hastalıkta yatışma oluyor. Enerji düzeyleri düştüğü için öfkeleri de azalıyor.

 


Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum yapan siz olun...
Yorumlarınız, site yönetimi tarafından denetlenip onaylanmaktadır; lakin uygunsuz, hakaret içeren, kişi ve kişileri aşağılayıcı türden olmaları halinde derhal silinecektir. Yorumlarınız başkaları tarafından oylanabilir.

Üye girişi yaparak takma adınızla yorum ekleyebilir, eklediğiniz tüm yorumlara üye panelinizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca üye girişi yaparak haber, makale, video, foto galeri içeriklerini favorilerinize ekleyebilir ve tüm favorilerinize üye panelinizden erişebilirsiniz. Not: Üyeler en çok 500 karakter yorum yazabilirken, misafirler en çok 200 karakter yorum yazabilirler!



Yorumcu


E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz


Güvenlik Kodu
(Büyük-Küçük Harf Duyarlıdır!)
  




Mobil Sitemiz
Ana Sayfa
Hakkımızda
İletişim
Üye Ol
Site Kullanım Koşulları
Haber Manşetleri
Haber Arşivi
Haber Kategorileri
Video Arşivi
Foto Galeri Arşivi
Yazarlar
Yazar Makaleleri
Genel Makaleler
Anketler
Haber RSS
Makale RSS
Video RSS
Foto Galeri RSS
Sitenize Haber Ekleyin
Sitemizde yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı SİTEMİZ sorumlu tutulamaz. Gazetesi.tv.tr Copyright ©2015 Bu site en iyi Chrome, Opera, FF ve IE 10+ web tarayıcılar ile gezilir. Powered by ASPXPLUS